9 Nisan 2015 Perşembe

Sevgili bayanlar,
Hepinize merhaba!!!!


Kendime bir blog açma fikri,bir edebiyatçı olarak bildiğim,öğrendiğim ve hayatta deneyimlediğim her şeyi ,hemcinslerimle paylaşma isteğimden doğdu ve hayırlısıyla açtık bakalım. 





ETNİK  TORTULARIMIZ

Dünyanın neresinde doğarsanız doğun,ebeveynlerinizin etnik kökeni neyse,o kökenin tortuları dibinize çöküveriyor. Türk toplumunda kadın,erkeklerden daha değersiz görülüyor ve bu değersizlik duygusuyla yetiştiriliyor. Aile içinde bile ötekileştirilerek büyütülen kız çocukları,yetişkinlik dönemlerinde dahil bu adaletsizliğin tortularından kurtulamayıp,hakkının peşine düşemiyor. Düştüğünde ise ya sindiriliyor ya da öldürülüyor.Bu gelenek sayesinde engellenen kişiliklerimizin bilinçaltı bu tortularla dolduğunda,kendimizi kendimizle savaşırken buluyoruz.

Kendimde farkettiğim bu durumun aslında başkalarında da olduğunu farkettim.
Bloğumun adına TÜTÜ'nün Tortuları değişimin nedeni,önce kendi tortularımdan yola çıkarak,başkalarını bu yönde cesaretlendirmek içindir.


İKİ KÜLTÜR ARASINDA

Almanya'da gurbetçi bir ailenin kızı olarak dünyaya geldim. Eşiyle aynı anda çalışmak zorunda olan bir annenin çocuğuydum. Dolayısıyla beni annemden çok, Alman bir dadı olan Frau Müller büyüttü. Sabah 5'ten akşam 5'e kadar Frau Müller'in yanında kalırdım. Akşam olduğu zaman annem beni alırdı ve eve giderdik. Bu durum ben ilkokula başlayana kadar devam etti. Bir çocuğun, bebeklikten itibaren, erken çocukluğunda maruz kaldığı iki ayrı kültüre adapte olma çelişkisini ve sancılı bocalayışını sayfalarca anlatabilirim,fakat konumuz bu değil. Sadece kültür şokuna maruz kalmakla bitmedi tabi benim çilem.On iki yaşımda iken babam ,reşit olunca bir almanla evlenirim ya da gayri meşru yaşarım diye,kazandığım yüksek puanlı okula rağmen bizi Türkiye'ye getirdi.Parlak geleceğimin temellerine sıçmış oldu böylelikle .Ergenlik,genç kızlık ve finalde kadınlık yıllarımı burda,maymuna dönmüşcesine gelgitlerle geçirmiş biri olarak, sizlerle paylaşmak istediğim asıl konu Türk erkekleri ve onların ''Alter Ego''bağımlılıklarıdır.
Alter ego terimini açarsak karşımıza ; erkek benliğindeki diğer ''Ben'' ya da ''Erkeğin içindeki Hayvan'' şeklinde bir açıklama çıkar.Bazen de bastırılmış,fırsatını bulunca dışarı çıkan kişiliktir alter ego.



DARPÇI  AMCA VE  KARISI

Geçmişte hosteslik yaptığım için diyebilirim ki: Bu gözler ne alter egolar gördü?! Ne çok çeşit karı-koca diyaloglarına şahit oldu. Onlarca ulustan erkek gözlemledim ve üzülerek itiraf ediyorum ki: Türk erkeği kadar kendisini bir şey sanan ve her şeye hükmetmeye çalışan başka bir erkek nüfusu yok!!!  Mitolojik Yunan tanrılarının öfkesine sahip olan Türk erkekleri, bir o kadar da benciller. Hiç unutmam ;bir Frankfurt-İstanbul uçuşu için uçağa binen bir karı-koca vardı. Halkın deyimiyle almancı olan bu çift, daha uçağa binerken deli gibi kavga ediyorlardı ve kavganın şiddeti gitgide artıyordu. Dedim:''Tamam,papazı bulduk, şimdi uçuş boyunca kafamızı ütüleyecek bunlar''. Neyse,anonslar yapıldı, acil durum demoları tamamlandı. Kalkış heyecanından olacak ki nasıl olduysa çiftin sesi kesildi. Düz uçuşa geçildiğinde servis için hazırlıklarımız devam ederken yine atışmaya başladılar. Uçağın ortasından mutfağa kadar geliyordu sesleri. Servise başladık, tam almancı çiftin sırasına geldik ve ben ne içersiniz diye sorduğumda, adam karısının gözüne yumruğunu indirdi. Etraftaki erkek yolcular adamın üstüne uçmak için fırsat kollarken, bende bu manzara karşısında adamı azarlamaya başladım.''Uçuş başladığından beri meselenizle herkesi rahatsız ediyorsunuz.''Toplum içerisinde karınıza vurmaya utanmıyor musunuz?'' dedim. Yumruktan gözü morarmaya ve şişmeye başlayan başörtülü teyze bana demez mi : ''Sana ne, erim deeel mi? Döver de sever de. Uçma pozisyonundaki erkek yolcular ve ben, kadının bu cevabı karşısında donup kaldık. Herkes yerine oturdu ve o anda teyzeye pis bir bakış attım. Ağzı altın dişlerle doluydu. Dayanamayıp darpçı amcaya : ''Tez günde teyzeyi öldürüp altınları geri alacaktın madem, ne diye teyzenin ağzını altın dişlerle donattın? '' dedim. Teyzeye de: ''Sana müstahak, sen böyle dedikçe daha çook yerde yumruk yiyip rezil olursun'' dedim. Tampon ama aynı anda Küçük Emrah modeli kaşlarıyla bana acıklı acıklı baktı.Üzerinden 12 sene geçmesine rağmen, teyzenin altın dişli, tampon ve Emrah kaş kombinasyonlu suratı, hafızamda hala o günkü tazeliğini koruyor. Teyzenin her ayrıntısının birbirine karışmış olmasından olsa gerek, onu halen hatırlıyor olmam. Hayatımda hiç o kadar karışık bir yüz görmemiştim. Türk toplumunda erkekleri neden Yunan tanrılarına benzettiğimi şimdi anladınız mı?




İSLAMDA KADININ GERÇEK  YERİ


Kadın, erkeğin kölesi olmak üzere tasarlanmış gibi bir dayatmayla büyütülüyor. Hatta ''Havva anamız, Adem babamızın kaburga kemiğinden yaratıldı '' şeklindeki cümleyi hepiniz duymuşsunuzdur. Erkeğin kaburgasından yaratılan kadın erkeğe tabiidir. Erkeğin bir uzvu gibidir ve erkek beyniyle o uzva da hükmeder şeklinde bir anlam çıkıyor bu ifadeden. Dinin gerekliliğine inanırım. Annem-babam beş vakit namazında, inançlı insanlardır. Keza bende inançlıyımdır. Kadın, erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmış olabilir, çünkü bence Allah'ın yaptığı her şeyin bilimsellikle alakası vardır. Kadınların yaradılış hikayesinin , kadınları küçültmek için kullanılan anlamına ise isyan ediyorum. Siz bakmayın islamiyetin yobazlarca dar görüş çerçevesinde sunulmasına. İslam denilince varoş, gelişmemiş, sefil toplumlar geliyor akla. Ne acı. Asırlarca islam bile yanlış anlaşılmış, kadının varlığı;erkek egosu mevcudiyetini sürdürsün diye köleye indirgenmiştir. Halbuki Allah,Havva'yı Adem'e eş olsun, yanlızlığını paylaşsın diye yarattı. Adem'in DNA 'sını kullandı bu iş için de, sonra da bunun adı Adem'in kaburgasından yaratılmak oldu. Öteki dünyada görecekler kibirin daniskasını.




ANTİK  YUNAN'DA  KADININ  YERİ


Gelelim medeniyetin Antik Yunan'dan dünyaya yayılmış safsatasına. Felsefe, politika,bilimden çok , bana göre antik Yunan'dan daha çok ahlaksızlık yayılmış dünyaya. Böyle düşünmeme sebep olan şeyi birazdan okuyacaksınız. Klasik tarihçiler antik Yunan'ı öyle bir överler ki, sanki doğudaki insanlar, o dönemlerde hala kıçında bir incir yaprağıyla geziyormuşcasına. Günümüzde antik Yunan döneminin birçok terimi halen kullanımda. Örneğin; yunancada economos-ekonomi,nomos-namus, ectasis-duruşu kaybetmek, Dionysos ayinlerinde içilen şaraplardan kendini kaybedecek kadar sarhoş olmak (hatta extasy tabletlerinin adı da burdan gelir) gibi kelimeler milattan önceki dönemlerden kalmadır. Medeniyetlere gerek felsefesi gerek eksik demokrasi kavramıyla ön ayak olan Yunanlılarda kadın, sadece üremek için kullanılırdı, Vatandaşlık sadece erkeklere has bir şeydi. Hatta erkek; kendisine eş değerde birisiyle sevgili olabilirdi ancak, yani bir vatandaşla, yani bir erkekle. Homoseksüellik de antik Yunandan bir mirastır insanlığa. Şimdi ahlak konusunda ki düşüncem yerini bulmuş oldu işte. Olmaz olsun öyle miras diyeceğim ama benim vurgu yapmaya çalıştığım yer başka.
İslam, kadını insanlık mertebesine yüceltmişken, nasıl oluyor da Türk ve Arap erkekleri kendilerini evinin ve karısının ''Tanrısı''olarak görebiliyor değil mi? Sen alt tarafı ölümlü, kıçı boklu bir kulsun sonuçta. Yunan tanrısı gibi davranmayı bırak! Neyin kafası bu kibir Allah aşkına?




HER  ŞEYİ  BİLEN  MAĞRUR  TÜRK  ERKEĞİ


Onlara ne sorsan, bilseler de bilmeseler de, her boku bilirler. Onlar en mantıklı düşünendir, en iyi duyan,en iyi bilen, en iyi gören, en becerikli olan, en iyi araba kullanan.
Hahahahaha, ya arkadaşlar. Hepinizin başına muhakkak gelmiştir; zorbalıkla trafikte önünüze geçmeye çalışan bir hayvan. Hele bir de yol vermediyseniz ona, önce arkanızdan şöför dilinde ananı avradını küfürünü temsilen selektörlerini yakar söndürür, sonra sancılı bir önünüze geçme çabasıyla kıvrandığını görürsünüz dikiz aynasından. Biraz ürkekseniz, ne yapıp edip ona vermediğiniz yolu geri almak için önünüze geçecektir. Ben biraz gözü kara olduğumdan bunu bana pek yapamıyorlar. Birtanesi ile böyle bir çekişmem oldu ve ışıklar EDS'li olduğu için mecburen durduk. Camını açmış homurdanıyordu. ''Niye yol vermiyon lan salak karı!?'' dediğini duydum. Camımı aralayıp : ''Adam olup sinyal verdin mi? Babanın yolu mu ayrıca? Bende vergi ödüyorum bu memlekette, bu yolu kullanmak benimde hakkım, dangalak!'' diye bağırdığımda adamın yanında oturan adam haykırırcasına gülüyordu ve tek bir cevap gelemedi o arabadan bir daha.
Güç ve otorite savaşı; Türk erkeğinin en büyük aşağılık kompleksi. Nasıl olur da korkmayız, çekinmeyiz o tapılası hasta egolarından??? Yok yok, vallahi haddimizi aşıyoruz biz arkadaşlar, hahahaha! Gülüyorum, çünkü çok sefil geliyor bana onların bu çabaları.





KAYNANA  FAKTÖRÜ


Aaaa, bakın az kalsın en önemli konulardan birini atlıyordum; KAYNANA!!!
Sadece sevgili Homosaphiens'lerimize itaat ve tapınmakla bitmeyen görevimiz arasında bir de farenin kıçına bağladığı kabağı ağırlamak vardır. Meğer erkeğin sorgulanamaz egosunun ardında ''Ana Kraliçe''varmış. Meğer o mağrur,dik kafalı adamı hemen iki hain sözle şişirip üstümüze salan,ortalık karıştıran bir kaynanatör varmış. Senelerce yaşlı kadındır,böyle şeyleri akıl edemez diye mikropluğu konduramadığım kaynanam,meğer mikrop yuvasıymış. Kaynanamı severdim bi de,ta ki bebeğime üşenip damacana yerine musluktan su doldurup içirmeye kalkışıncaya kadar. Kendisine emanet edilen öz torunundan bile,kendisine sadece faydası dokunan gelinine olan gizli garezinin acısını çıkarmaya çalışan bir ''erkek anası''. Kendi zaaflarına yenik düşüp,torununu bile hiçe sayan kadınlardan nasıl birer evlat yetiştirmelerini bekleyebiliriz ki? Gavur olsa yapmaz dediklerimizi yapabilen cahil,kompleksli anaların ürünleri işte o sokakta ,sağda solda ve hatta çoğumuzun koynunda olan erkekler.





NANKÖRLÜKLER


Kadın, aşkı için her türlü kaynana haksızlığına eyvallah derken,erdem sayılmaz gösterdiği büyüklük. Kaynana tarafından pasiflik zannedilir ve mikropluğunun dozunu  arttırdıkça arttırır.Ta ki sabrımızın sonu gelipte,ortalığı kırıp dökene kadar. İnsan gibi muamele görüyorsun be kadın, sayılıyorsun, paran veriliyor, ihtiyaçların karşılanıyor, Allah'tan belanı mı arıyorsun? Bi gözün toprağa bakarken neden hala fenalık peşindeşin?
Teyzemin kaynanası 94 yaşında. 56 Yaşındaki teyzem felç oldu ama kaynanası halen dimdik ayakta, geziyor tozuyor. Teyzem yatağa çakılmış, yatarken, eniştem de gelmiş anasından haber veriyor. Anası yemeden içmeden kesilmiş. ''Neden? ''diye soracak olduk. Sandık ki gelini için üzüldü. ''Beni çok özlemiş ''diyor. ''Ulan,karın yıllarca anandan çektiklerinden kalp hastası, sonrasında da felç olmuş. Sen hala gelip o uğursuz ananın adını anıp kadına sıkıntı yaşatıyorsun''  diye kovduk onu anasının yanına.Kaynana bi geçmiş olsun için aramadı bile. Mikrop! Be kadın,ömrünün uzunluğu iyiliğinden değil; Allah sana mühlet tanıyor belki tövbe edersin diye. Seni affetmek için fırsat veriyor ama sen halen bokluk peşindesin. Kötülerin gebermemesinin ardındaki gerçek buymuş arkadaşlar.






ÖTEKİ GELİN İLE NİSPET YAPMAK


Eniştem tipi erkekler, evde anasından çekinen bir babanın oğlu olarak büyümüş ve başka türlüsünü görmemiştir. Bir de benim kaynanam gibi hayatı boyunca akrabaları tarafından kullanılmış, kocası tarafından aldatılmış,sonraları da dul kalmış kadınların oğulları var.Kaynanam, yılların kazıklanma tecrübelerinden kendisine bir savunma mekanizması oluşturmuş ve bunu, geçen seneye kadar düşmanca hiçbir bakışı olmayan bende, benim gibi bir gelinde kullanmaya kalkışmıştır. 18 senelik gelininde. Öteki gelini beş kuruş yardım etmez, katkıda bulunmaz, çünkü ne de olsa benim kocam enayi ağabey ve ben de ses çıkarmayan gelinim. Onun için bir ay da biz ödeyelim kaygıları yok ama gel gelelim kaynanam, öbür gelininin adını hiç düşürmez ağzından. Şöyle iyidir, böyle iyidir diye zır zır nispet yapar bana.Öbür gelin tiyatrocu, yalaka olduğu için durmadan onu över.Ekmeği suyu benden olsa nolacak. Benim paramla bana hava atabilecek kadar küstah bir kadındır benim kaynanam, düşünün artık. Kocam ise 12 yaşında babasını kaybettiği için kendisini ailenin reisi rolüne mecbur görmüş. Çünkü en büyük oğul benim kocam. O yüzden anasının nankörlüklerinden bahsetmeye çalıştığım ve haklı olduğum zamanlarda bile hep anasını savunmuştur. Aslında son derece zeki bir adamdır. Her şeyi gördüğünü de anlıyorum ama asla laf söyletmez annesine. Çünkü kaynanam çok güzel zavallı, yanlış anlaşılan ağlak kadını oynar. Köşeye sıkışınca da ben artık yaşlandım, kafam karışık, isteyerek yapmadım diye yalan söyler. Oysa Batıda yaşlılar bilgedir, gençlere yol gösterirler. Ben 75 yaşında ki bir kadının hala genç kız kaprislerini çekiyorum. Çok iyi analiz ettim ben o kadını. Şeytan gibi kurnaz. Yakalanınca,yaşlılığın arkasına sığınıyor. Oğlu da babasızlığında annelerinin çabasından ötürü vefa borcunu ödüyor kendince. Keşke bunu beni de ezip geçmeden yapabilse.






KAYGILARIMIZ AYNI,ÇÜNKÜ.....


Hepimizin derdi birbiriyle aslında paralellik gösteren cinsten.Çünkü burda ortak bir noktamız var:
TÜRK KADINI OLARAK DOĞMAK.
En büyük talihsizliğimiz budur arkadaşlar.Düşünün bir kere.Çok azımız evde sözü geçen bir anne ile büyümüştür.Genelimiz ne yazık ki babaları tarafından bastırılan,bazen hakarete uğrayan,aldatıldığı halde katlanan,çocuklarım üzülmesin diye tartışmayı susarak sonlandırmaya çalışan annelerin çocuklarıyız.Böyle zorba babalar,sokaktaki zorba erkeklerin rol modelidir ve öyle ezilen annelerin kızları olarak ta bizler çoğu zaman benzer nedenlerden ötürü kocaların kırıcılıklarına eyvallah demek zorunda kalıyor ve kızlarımıza ezilen anne rol modeli oluyoruz.Bu kısır döngü, bu şekilde kıyamete kadar aynen devam edecek.Kadın,erkeğin alter egosunun değişkenlikleriyle başa çıkmaya çalışarak yaşamaya ,hatta bazen de bu çabası sonucunda öldürülmeye devam edecektir.



HİSLERİNİZİ PAYLAŞIN
Her şeye rağmen savunduğum bir gerçek var;duygularınızı eşlerinize anlatın.Neler hissettiğinizi bilsinler.Bir iki kere itiraz edecek,sonrasında düşünmeye başlayacaktır davranışındaki kırıcı olma nedenlerini.Bu bizde kısmen işe yaradı.Bu bile rahat nefes almama yetti arkadaşlar.Zira eşim beni artık annesiyle görüşmem konusunda zorlamıyor.Bunu ona kabullendirmek çok zor oldu ama bugün annesiyle görüşmeme fikrime alıştı.






Bloğumda;hepimizi bazen hayattan soğutan,psikolojimizi bozan ama bazen de kadın-erkek ilişkilerinde yaşadığımız trajikomik olayları ele almaya çalışacağım.Beraber üzülüp,beraber gülmeye ne dersiniz?
Hadi tortularımızı şöyle bir karıştırıp,ortalığa saçıp rahatlayalım.Paylaşımlarınızı bekliyorum.
Hepinize kucak dolusu sevgiler!!!!


TÜTÜ